7 Ocak 2015 Çarşamba

Eserin Adı : İsimsiz
Eserin Orjinal Adı : İsimsiz
Yazar : Gönül Çatalcalı
Yayınlanma Tarihi ve Yeri : 2014,İstanbul
Yayın Evi : Tekin Yayınları
Türü : Roman
Sayfa Sayısı : 264
Puanım : 4
Konusu : Bir insanın hikâyesi, aynı zamanda "öteki"lerin de hikâyesi midir?Kelebek etkisi hangi okyanuslarda hangi dalgalara neden olur?Hayaller çalınabilir mi? Sevginin tarifi nasıl yapılır?Aynanın iki yüzünü aynı anda görmek olası mıdır?Bir ölüm kaç kişiye dokunur da geçer?Şimdi,Dikensiz gül bahçesi bekleyenlere bülbülün çilesini anlat. Sabaha dek yürekten özsuya karışan kanı… Azar azar, her an biraz daha tükenerek, nağme nağme yok oluşu, sızılı… Kim ki yürekten sevmez, ona dememeli / bu meseli. Kim ki anlamak istemez, o ne güldür ne diken… Soğumaya durmuş iklimde kıvılcım aramak yaz güneşinden, dilden dökülmeyeni ötekinin anlamasını beklemek kadar boş. Öyleyse ağustos böceği mi olmak gerek, bin im bırakmaktansa orman yoluna ekmek kırıntılarıyla. Hangi kulak duyarsa, hangi bedene ait.Geçmişin yükünü, seni var edenlerin kösnül ağırlığını sırtında taşımak nasıl bir eziyettir ki masumiyeti çiğner geçer. Aklın sınırları zorlanmaya, gizler kılıfından çıkmayagörsün. İşkencedir en eğlenceli oyun...Güncel olanla geçmişte kalan sarmalındaki okurun, alışılmadık bir anlatım, şaşırtıcı, dahası çarpıcı bir kurguyla, olayların içinde yaşıyormuşçasına hikâyeye dâhil olacağı bir roman: isimsiz...

Kitap Hakkındaki Yorumum :

Kitabı ilk kez İstanbul Tüyap Kitap fuarında görmüştüm. Gördüğümde kapağından etkilenip okumam gerektiğini kafama not aldığım kitaplardan bir tanesiydi. Kapağının etkileyiciliği ve beni kendisine çekmesi boşuna değilmiş, okuyunca bunu anladım. İstanbul'un değişken havası ve kimliğinden insanın değişkenliğine vurgu yaparak başlıyor kitap. Karısını hazırladığı sürpriz doğum günü partisine götürmek için eve gelen Hakan'ın kendi yaşadığı sürprizle, karısını evde ölü bulmasıyla devam ediyor. Sürprizler kitabın bir metaforu aynı zamanda, tanıdığını sandığı on dokuz yıllık karısını hiç de tanımadığını bambaşka bir hayatı, bambaşka özlemleri olduğunu anlamasıyla yaşadığı yas durumunun içinden çıkmaya, hayatını sorgulamaya başlıyor. Tam bu noktada hayatları yaslarla geçmiş, kayıpların ne demek olduğunu bilen ve tüm hücrelerinde bunu hisseden hayatı anlamlandırmaya çalışan başka iki insanlar Talin ve Trevor'la karşılaşıyor. Onları birbirlerine yaklaştıran şey her ne kadar Hakan'ın kaybettikleri Artun'a benzemesi olsa da, aslında bağlarını oluşturan tam da bu kayıplarının ve yaslarının ortalığı oluyor. Hakan'ın acılarını anlamlandırmaya çalışmak Talin ve Trevor için dört yıldır içlerinde taşıdıkları yastan bir çıkış, hayatta sadece kendi acıları olmadığını keşfediş ve bu keşfedişle birlikte kendi kayıplarının Hakan'ın kaybından daha yaşanası olduğu, daha anlaşılır olduğu duygusuna tutuş süreci. Bu tutunuş, kendilerinden daha beter durumda olan ve yüreğindeki yangın yeni olan Hakan'a yardım etmek için harekete geçmelerini de tetikleyen süreç. 
Kitabın içinde oluşturulan ara bölümlerde, sözün bittiği yeri bir mum aleviyle aydınlatır gibi aydınlatmış kitabın içini. 
"Oysa hayat çok başlı bir ejderhanın avuçlarında sallanıp durmakta; bilmediği, anlamadığı bu, anlamak istemediği. Bir de onun görünmeyen yüzleri. Oyun bozucular... Pandora'nın kutusundan çıkıp dünyaya yayılan kötülük."
Hayatı karmaşaya, çok başlı bir ejderhaya dönen Hakan, hayatında var sandığı, bildiği mutluluğun halının altına süpürülmüş bir sürü kirli gerçeğin üstüne kurulmuş eğreti bir kale olduğunu idrak ettikçe, tutunduğu ve tanıdığını sandığı her şey elinde kalıyor, ancak yaşama tutunabilmesi için tüm gerçeği keşfetmek zorunda olduğunun da farkında çevresini saran dostlarıyla bir keşif yolculuğuna çıkıyor.
Sürükleyici ve heyecanlı atmosferinin yanı sıra, fedakarlığın ve dostluğun, vefanın ve intikam duygularının sorgulandığı kitap yeni bir yazar daha keşfetmeme sebep oldu. Keyifli Okumalar Dilerim.