5 Ocak 2015 Pazartesi

Eserin Adı : Elfabe
Eserin Orjinal Adı : Elfabe
Yazar : Mehmet Ali Bulut
Yayınlanma Tarihi ve Yeri : 2014,İstanbul
Yayın Evi : Hayat Yayınları
Türü : Kişisel Gelişim
Sayfa Sayısı : 523
Konusu : El ve parmak yapılarımız ile yüz hatlarımız davranışlarımızı belirleyen genetik kodlar içerir. Bu genetik kodlama; kişinin iç hâllerinden, yeteneklerinden, hastalıklarından, başarılı ya da başarısız olabileceği girişimlerinden haberler verdiği gibi düşünce süreçlerini de belirler. Parmakların uzunluğu ya da kısalığı, avuç içindeki çizgiler, yükseltiler ve çukurlar hep bir şeylere işarettir.

Kitap Hakkındaki Yorumum :

Bu konulara oldukça meraklı olduğumdan, kitabı görür görmez aldım. İyi ki de almışım, o kadar faydalandım ki size anlatamam. Konu hakkında bilgisi olmayanlara biraz detay vermek gerekirse, yazının icadından beri süregelen, Chirlogy, Palmistry, İlm-i Sima, İlm-i Kıyafe, Firase gibi adlarla anılan bir bilim dalı. El ve yüzdeki çizgilerden ve elin ve yüzün yapısından kişinin karakter özelliklerini ve yaşamında ortaya çıkacak muhtemel olayları, ruhsal durumunu, hastalıklarını, düşünce süreçlerini, olaylar karşısındaki alacağı tutumu, başarılarını, olası girişimlerini, olası düşmanlarını anlatıyor. Sümerler, Akadlar, Kadim Mısırlılar bu bilim dalından sıkça yararlanmışlar. Her asırda üzerine eklenerek günümüze kadar gelmiş. Bu ilmin bilinen ilk temsilcileri arasında Aristo yer alıyor. Orta çağda Muhyiddin İbn-i Arabi, Fahreddin El - Razi, İbn-i Sina gibi büyük islam alimleri bu hususta eserler yazmışlar. En ilgimi çeken bilgilerden bir tanesi de Müslüman İlm-i Sima cıların daha da ileriye gidip bir insanın vasfından, karakterinden o kişinin beden ve yüz şekillerini tasvir etmeleri, Sokrat, Aristo, Betlamyos'un eşkalleri üzerinde bu çalışmaları yapılıp kendilerini anlattıkları eserlerden hareketle resimlerinin çizilmesi oldu. 
Tabii ki kodları tecrübeye dayalı bir ilim. Yazar onun için adını Elfabe koymuş sanırım. Bir Alfabeyi öğrenmek gibidir, diyor bu ilim için. Ben de kitabın başından sonuna kadar okuduktan sonra bunu anladım. O kadar çok detay var ki, ince ince işlemiş yazar kitabı. Ama ilk okumada bile kendime dair bir sürü keşfim oldu. Ustalaştıkça ilerleyeceğim noktaları düşünüp şimdiden heyecanlanıyorum. Merak hepimizin doğasında var, kendimizi anlamlandırmamız, tanımamız, varoluşumuzun ince yanlarımızı keşfetmemiz için oldukça önemli bir kaynak İlm-i Sima bilimi ve bunu unutmak üzere olan hafızalarımıza yeniden kazandıran Elfabe kitabı. 
Kitabın fal ile bir alakası olmadığını, kişinin kendisini bilmesi noktasından hareket ettiğini yazar özellikle vurguluyor. Vurguladığı önemli noktalardan bir tanesi de, bu çizgilerdeki bilgilerin sabit olmadığı. Alınan eğitimle, kişinin kendini terbiye etmesiyle, farkındalık geliştirmesiyle bu kodlarda yazılan kaderi değiştirmesi veya hafifletmesi mümkün. El çizgileri bize bir kader olduğunu öğretir ama onu çabalarımızla değiştirebileceğimizin işaretlerini de verir. 
Farkında olmadığımız kabiliyetlerimizin, özelliklerimizin anlaşılmasında oldukça faydalı bir eser. Elimizdeki, avucumuzdaki, yüzümüzdeki işaretler nefsi kabiliyetlerimizi bize anlatıyor. Özellikle ilgimi çeken bir bilgi de sol elin yaratıcının bahşettiği bütün imkan ve yetenekleri anlatırken, sağ elin bu hazinelerden ne kadarını kullanabildiğimizi göstermesiydi. Çünkü bir türlü yorumlamayı hangi elimde yapacağımı kestiremiyordum. Hayat çizgisini tamamen yanlış bildiğimi fark etmemde ayrı bir güzellik oldu. Resimlerle öyle detaylı bir anlatım var ki, elimde üçgenler, kareler, yıldızlar, kesişmeler, çukurlar, noktalar bir sürü işaret buldum. Kendi elim hakkında bir farkındalık geliştirmemin yanı sıra (Mesela ben konik elli birisiyim), konik ellilerin sanata yatkınlığını da öğrenip oyuncu olmamın tesadüf olmadığını keşfetmekte ayrı bir hayret noktasıydı. Mutlaka okunması, incelenmesi, öğrenilmesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yaratılışımızdaki bu ince detaylar, aslında kendimizi keşfetmemizdeki tüm aracıların bize en baştan beri verilmiş olduğunu öğrenmek insanın bu dünyada yalnız olmadığını, Allah tarafından sevilip korunduğumuzu bir kere daha hatırlatıyor. Böylece yaratıcının mükemmelliğini bir kez daha keşfetmiş oluyoruz.